GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Lara ve Kundu’nun Gerçeküstü Dünyası

Tarih: 28 Mart 2008 Kaynak: Akşam , Arkiv, Medi Mimarlık, Turizmde Bu SabahDerleyen: Emine Merdim Yılmaz


Lara-Kundu Sahil Şeridi ve Oteller
Fotoğraf: Google Earth

Lara-Kundu sahili Antalya’nın son yıllardaki en gözde turizm yatırım bölgelerinden bir tanesi. 03.08.2004 tarihli 2004/7789 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile “Antalya Kemerağzı-Kundu Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” olarak ilan edilen, şehir merkezine ve havalimanına yakınlığı ile dikkat çeken bölge son yıllarda giderek büyüyor.


Antalya Kemerağzı-Kundu Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Planı

Plansız bir büyümenin ve altyapı eksikliğinin yaşandığı bölgenin sahil bandını peşi sıra oteller kaplarken, bu bandın arkasındaki bölgede ise konutlar yükseliyor. Toroslar’dan doğarak Kundu’dan denize dökülen Aksu Nehri ve Kundu sahilinin hemen arkasındaki çam ormanları da bu plansız gelişmeden nasibini alacak gibi görünüyor.

Lara-Kundu sahil bandının Antalya’daki diğer turizm bölgelerinden ayıran en önemli özelliği son yıllarda oldukça popüler hale gelen “tematik otel”lere sıkça rastlanması. 1999 yılında MNG Holding tarafından inşa edilen WOW Topkapı Palace Otel ile başlayan bu akım hız kesmeden devam ediyor. Bölgede dolaşırken, kendinizi bir an Concorde uçağında ya da Titanic gemisinde bulmanız, başka bir gezegene Satürn’e gitmeniz, Venedik'teki San Marco Meydanı'nı ya da Kremlin Sarayı’nı gezmeniz olası. Adeta gerçeküstü bir atmosfer sunan bu otellere en son olarak bir de İstanbul dekoru ekleniyor.


Fotoğraf: Medi Mimarlık

1 tanesi inşa halinde olan toplam 20 adet tesisin 8’inin tasarımı Hasan Sökmen’e ait. Titanic, Concorde, Venezia, Kremlin Palace, Topkapı Palace ve halen inşaatı devam eden Rus Roman Abramovich tarafından satın alınan Safisa Palace-İstanbul İstanbul otellerinin mimari tasarımı tematik otel mimarı olarak ün yapan Sökmen’e ait. Tasarımını yaptığı otel sayısı bir başka dikkat çeken mimar da 4 adetle Alper Erden Engiz.

Bölgedeki bütün otellere, mimarlarına ve diğer özelliklerine hızlıca göz atmak gerekirse: (Antalya şehir merkezinden sırayla)

Lara Resort Otel

Antalya kent merkezine 12 km mesafede, 110.000 m²’lik bir alana kurulu olan tesisteki 400 konaklama ünitesi, tip oda, suit oda ve aile tipi apart olarak projelendirmiş. 2005’te açılan Ersen Gürsel ve Haluk Erar tarafından tasarlanan tesis SPA merkezi ve tasarımındaki sadelikle dikkat çekiyor.

Mimari Proje: Ersen Gürsel, Haluk Erar
Proje Tarihi: 2001-2003
İnşaat Tarihi: 2003-2005
İşveren: Turab Turizm Ticaret AŞ
Müteahhit Firma: Turab Turizm Ticaret AŞ
Kapasite: 400 konaklama ünitesi
Arsa Alanı: 110.00 m²
İnşaat Alanı: 57.600 m²

Lara Kervansaray Oteli ve Kongre Merkezi

EAA Architects tarafından tasarlanan otel Antalya şehir merkezine 12 km, Antalya havaalanına ise 10 km mesafede. Farklı mimari tasarımı ile diğerlerinden ayrılıyor.

Mimari Proje: EAA Architects
Proje Tarihi: 2000 - 2002
İşveren: Kervansaray Otelcilik A.Ş.
Kapasite: 585 oda
İnşaat Alanı: 87.000 m2

Miracle de Luxe Resort Hotel


Fotoğraf: wowTURKEY.com

Hasan Sökmen tarafından tasarlanan otel Kopak Çayı Mevkii’nde yer alıyor.

Mimari Proje: Hasan Sökmen
Proje Tarihi: 2000 - 2002
İşveren: MÖN AŞ
Müteahhit Firma: MÖN AŞ
Kapasite: 1.400 Yatak
İnşaat Alanı: 30.000 m²

Titanic Beach & Resort Hotel

Hasan Sökmen tarafından tasarlanan otel Antalya’nın 15 km güneyinde ve havaalanına 20 km uzaklıkta 95.000m²’lik bir arazi üzerinde yer alıyor. Mimarı Hasan Sökmen’in anlattığına göre inşaatına ilk başlandığı zaman mal sahibi tarafından uğursuz olabileceği iddiası ile Titanic ismi verilmeyen Aygün Oteli diye anılan otel çevredekilerin Titanic Oteli inşaatı diye yol tarif etmesiyle şu anki ismine kavuşmuş.

Mimari Proje: Hasan Sökmen
İnşaat Tarihi: 2003
İşveren: Aygün AŞ
Müteahhit Firma: Aygün AŞ
Kapasite: 1.200 Yatak
Arsa Alanı: 95.000 m²

Hotel Lares Park



Mimari Proje:
Hasan Sökmen
İnşaat Tarihi: 2001
İşveren: HAVAŞ
Müteahhit Firma: Lares AŞ
Kapasite: 534 Oda, 1.350 Yatak
İnşaat Alanı: 112.00 m²
Arsa Alanı: 50.000 m²

Delphin Diva Otel

Delphin Diva Otel Antalya’ya 15 km, Antalya Havaalanı’na 18 km uzaklıkta. Yaldızlı kuleleri Galata Kulesi’nden esinlenerek inşa edilmiş. Bu kulelerde teleskopla yıldızlar izlenebiliyor.

Delphin Palace Otel



Tasarımın ana kriterlerini bulunduğu alanın turizm potansiyeli ve makro ölçekteki turizm olgularının değerlendirilmesi oluşturmuş. Otel tasarımında tematik oryantalizm ve yalın modernizm biraradalığının yorumlandığı bir örnek olması hedeflenmiş.

Mimari Proje: Alper Erden Engiz
Proje Tarihi: 2003
İnşaat Tarihi: 2005
İşveren: Botanik Tur.Tic.Yat.A.Ş
Arsa Alanı: 40.000 m2

Fame Residence



Concorde Deluxe Resort


Fotoğraf: wowTURKEY.com

Hasan Sökmen tarafından Concorde uçağı biçiminde tasarlanan otel 2005 yılında açılarak tematik oteller arasında yerini aldı. Otelde konaklama imkanı yanında 1.100 m²'lik kongre merkezi de yer alıyor.

Mimari Proje: Hasan Sökmen
İnşaat Tarihi: 2005
İşveren: Zafer İnşaat
Müteahhit Firma: Zafer İnşaat
Kapasite: 401 Oda
Arsa Alanı: 62.000 m²

Limak Lara De Luxe Resort

Tuncay Çavdar tarafından tasarlanan otel havaalanına 10 dakika şehir merkezine 15 dakika uzaklıkta ve Haziran 2006’da hizmete girdi. Otel Japon mimari ve temasını vurgulayan özellikler taşıyor.

Sherwood Breeze Resort

Otel havaalanına 9 km, şehir merkezine 12 km uzaklıkta yer alıyor. 2005 Mayıs ayında hizmete açılmış ve toplam 349 odası bulunuyor.

Royal Wings Otel



Tasarım modeli bir tema oteli oluşturmaktan çok, kitle yerleşimi ve oda yönlendirmesine alternatif arayışlardan ortaya çıkmış. Odaların %75’inin deniz göreceği, ancak tümüyle güneybatısı açık alanlarla donatılı bir oturum tercih edilmiş. Kitle manzara olarak güneybatıdaki Beydağları’nın siluetine kanat açan bir kuş görünümünde.

Mimari Proje: Alper Erden Engiz
Proje Tarihi: 2003
İnşaat Tarihi: 2005
İşveren: Sertaş Tur.Tic.Yat.A.Ş.
Arsa Alanı: 30.000 m2

Kervansaray Kundu

Otel Lara Kervansaray Oteli ve Kongre Merkezi’nde sonra Kervansaray Otelleri’nin bölgedeki ikinci yatırımı. Otelin tasarımı Arolat Mimarlık'a ait.

Saturn Palace



Proje, 6,5 dönüm bir arsa üzerine bir şehir oteli yapmak üzere başlamış, daha sonraki yıllarda yapılan tadilatlar ile bir plaj oteli özellikleri kazandırılmış. Arsayı en ekonomik olarak kullanan ve deniz gören odaları önemseyen M plan şeması uygulanmış ve otel iki uçtan kademelendirilerek, kitlesel bir hareketlilik elde edilmiş. Kitle küçük olduğundan, piramidal bir görünüm kazanmış. Ortada mini bir atrium ve iki köşede asansör-merdiven çekirdeklerinde kule görünümü kullanılarak giriş cephesi vurgulanmış. Tüm genel mekanlar bodrum ve zemin katlarda toplanarak, istenilen ölçekte yeterli hacimler elde edilmiş.

Mimari Proje: Alper Erden Engiz
Proje Tarihi: 2004 - 2006
İnşaat Tarihi: 2005 - 2007
İşveren: Yukka
Arsa Alanı: 6.500 m2
İnşaat Alanı: 15.000 m2

Lara Beach Otel



Arsanın dar cephe vermesinden dolayı, ön odaların sabit tutularak, arka odalardan azaltarak yükseltme tercih edilmiş. Yay formundaki çatıların arasında kalan geniş atrium alanı da yine bu iki yaya paralel küçük yaylardan oluşan bir dalga formunda çelik kontrüksiyon ile kapatılmış.

Mimari Proje: Alper Erden Engiz
Proje Tarihi: 2003
İnşaat Tarihi: 2005
İşveren: Özyer Tur. Tic. Yat. AŞ
Arsa Alanı: 20.000 m2

IC Hotels Tropicana Resort

Fatih Dardağan tarafından Turizmde Bu Sabah’a yapılan açıklamaya göre otelin mimari özelliği ikinci bir plana alınarak daha çok flora ve fauna ortamında bir tema yaratılması amaçlanmış. Dardağan’ın açıklaması şu şekilde devam ediyor “Bali tarzı diye adlandırabileceğimiz tropik bir yapının içinde bulunan havuzlar ve bahçelerle çevrelenmiş tamamen bitkisel örtüyle dekore edilmiş bir temayla kuruluyor. Yani ağırlıkla peyzaj dokusunu işleniyor burada.

Burada gelen misafirlerin daha rahat ve dinlendirici bir şekilde tatillerini geçirmelerini hedef alıyoruz. Zaten uzaktan bakıldığında da eklektik bir mimariye sahip değildir. Bizim proje kriterlerimiz yaşanabilir bir mekan, rahat bir oda, fonksiyonları rahat çözülmüş peyzajıyla uyum içinde bir tesis.”

Venezia Palace Deluxe Resort 

Tesis, Venedik, Kremlin, Topkapı Saray üçlemesinde ilk sırada yer alıyor. San Marco Meydanı atmosferi yaratılan tesisin tasarımı Hasan Sökmen’e ait.

Mimari Proje: Hasan Sökmen
İnşaat Tarihi: 2003
İşveren: Ünal AŞ
Müteahhit Firma: Ünal AŞ
Kapasite: 1.300 Yatak
İnşaat Alanı: 35.000 m²

WOW Kremlin Palace

WOW Kremlin Palace’ın girişine, Kremlin Meydanı girişinde bulunan "Diriliş Kapısı"nın ismi verilerek, aslına uygun olarak inşa edilmiş. Şık lobisi, ana restoranı, resepsiyon ve konferans merkezinin bulunduğu ana bina, "Tarih Müzesi"nin nerdeyse orijinaline yakın bir kopyası.

Mimari Proje: Hasan Sökmen
İnşaat Tarihi: 2002
İşveren: MNG AŞ
Müteahhit Firma: MNG AŞ
Kapasite: 837 Oda
İnşaat Alanı: 75.000 m²

WOW Topkapı Palace

1999 yılında inşa edilen WOW Topkapı Palace tematik otellerin ilki. Otelin mimarı Hasan Sökmen neden Topkapı Sarayı’na benzer bir otel yaptığını 2004 senesinde Hürriyet gazetesinde Cahit Akyol tarafından yapılan haberde şu şekilde anlatıyor “Hem mimarisiyle dikkat çekecek hem de 45 dakikalık bozuk köy yolundan geçip otele varan turistte beton yığını yerine sarayda kalma mutluluğu yaratacaktı.”

Otelin özellikleri WOW Hotels sitesinde ise şu şekilde anlatılıyor:
“‘Harem’ binalarını andıran konforlu odalarda konaklamak, ‘Saray Mutfakları’ ve ‘Aya İrini’de yemek yemek, Sultan Ahmet Meydanı’ndaki ‘III. Ahmet Çeşmesi’nde serinlemek, ‘Adalet Kulesi’nde muhteşem manzara eşliğinde şarabınızı yudumlamak, ‘Mecidiye Köşkü’nde su muhallebisi tatmak ve daha niceleri…”

Mimari Proje: Hasan Sökmen
İnşaat Tarihi: 1999
İşveren: MNG AŞ
Müteahhit Firma: MNG AŞ
Kapasite: 1.500 Yatak
İnşaat Alanı: 85.000 m²

Safisa Istanbul&Istanbul Palace Resort (Mardan Palace)


Fotoğraf: Holidaycheck

Kundu’daki tematik otel akımının son temsilcisi olan Safisa Istanbul&Istanbul Palace Resort ya da inşaat tabelasındaki adıyla Mardan Palace aynı zamanda bölgenin en lüksü olma konusunda da oldukça iddialı. Roman Abramovich’in inşaat aşamasında satın aldığı otel bu sezona yetiştirilmeye çalışılıyor.



Acaba Dolmabahçe Sarayı’na mı gidiyorum dedirtten, yaklaşık 2 km’lik süslü altın yaldızlı, mermer görünümlü, plastik bahçe duvarının çevrelediği yol ile ulaşılan, Topkapı Palace’a komşu olan otele yine Dolmabahçe Sarayı’nınkine benzer bir kapı ile giriliyor. Boğaz silüetini andıran cephesi, Galata Kulesi, Beşiktaş İskelesi, Haydarpaşa Limanı ve Kız Kulesi otelde İstanbul’dan uzakken özlemi çekilmeyecek unsurlar.


Fotoğraf: Holidaycheck

Bir başka önemli özelliği de otel yüzünden belediye meclisinde plan değişikliğine gidilmesi. Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 2005 yılı Nisan ayında yaptığı toplantıda arsasında yapılan plan değişikliği ile yolun ayırdığı 29 bin metrekarelik alanın otel arsası ile birleştirilmesi, günübirlik alan ve otopark alanlarının otel alanlarına eklenmesi Kundu Turizm Yolu’nun güzergahının değişikliğine neden olmuş bu sebeple Muratpaşa Belediye Başkanlığı ve Büyükşehir Belediyesi arasında soruna yol açmıştı. Bu sebeple çevredeki halk tarafından “yol kesen otel” olarak da biliniyor.

Mimari Proje: Hasan Sökmen
İnşaat Tarihi: 2008
İşveren: AST İnşaat A.Ş.
Müteahhit Firma: Zafer İnşaat
İnşaat Alanı: 104.000 m²

Konuyla İlgili Linkler

YorumlarYorum Sayısı: 48

Yazan: elipsLara bolgesindeki 2-3 otel şimdiden satılık ve kiralık ilanı verdiler. Otel yapmak, otel sahibi olmak ve oteli işletebilmek farklı şeyler demekki. :))

Yazan: cnsplnböyle yapılar bana Ayn Rand'ın "hayatın kaynağı" adlı eserini anımsatıyor ve bu da beni sinirlenen bir mimarlık öğrencisi yapıyor..

Yazan: rip'çakma' istanbul oteli inanılır gibi değil.. şu anda ülkemizde böyle bir yapılar grubu (proje demeye gönlüm razı olmadı) inşa ediliyor olduğu için önce bir vatandaş sonra bir mimar olarak üzüntü duyuyorum.. işin mimari boyutu yeterince can sıkıcı.. fakat diğer bir boyut da oldukça çarpıcı.. bu oteller turist çekmekte olabilir fakat gelen turistlerin bölgeye hiçbir katkısının olmadığı artık bilinen bir gerçektir. gelen turist maalesef herşey dahil sisteminin de büyük etkisiyle otelden dışarı adımını atmamaktadır. antalyanın (ya da ege-akdeniz diyelim) doğal ve kültürel zenginlikleri bu otellerde konaklayan turistlerin ilgisini çekmemektedir.. aynı şekilde otellerin kazandığı para dışında bir turizm geliri de bu tür tatilcilerden elde edilememektedir. ayrıca son olarak bahsedildiği gibi doğanın yıpratılması, denizin kirlenmesi, yani çevresel dokuya zarar verilmesi bu tür yapılaşmanın en önemli problemidir benim için..

Yazan: alpartArkadaşlar Lara bölgesini çok iyi biliyorum,oraya ilk yapılan otellerde çalıştım.Bu bölgedeki yoğunluk,aşırı yüklenme denizi de kirletti,çok iyi deniz şimdi kirlendi.Bence en önemli konu bu.

Yazan: Gökçe ArasTemalı otellere bir yenisi daha ekleniyor,

Antalya sahillerindeki tematik otel akımının son örneğinde sınır tanınmadı. Sahip olduğu servetle dünyanın sayılı zenginlerinden Rus işadamı Roman Abramovich’in sahibi olduğu ve lüks kavramına yeni bir boyut getiren mimarisiyle dikkat çeken Antalya’daki Mardan İstanbul Palace, ekimde açılıyor. Boğaz silüeti, Kız Kulesi ve Dolmabahçe Sarayı ile ‘İstanbul’un kopyası’ olmakla da adından çokça söz ettirecek gibi görünüyor. Tabii yapımında kullanılan altınları saymazsak.

Haberin devamı için,

Rus milyarder, Antalya’ya “Çakma İstanbul” yapıyor

Yazan: Emine Merdim2004 senesinde Hürriyet gazetesinde ve dolayısıyla bizde de yayınlanmış bir haber var. Burada esin kaynaklarını kendisi şu şekilde anlatıyor: Topkapı Sarayı ve Titanic’ten sonra şimdi de Concorde uçağı otel oluyor [LEFT][SIZE=3]Topkapı Sarayı ve Titanic'ten sonra şimdi de Concorde uçağı otel oluyor[/SIZE][/LEFT] Antalya'nın daha önce hiçbir turistik tesis yapılmayan Kundu köyünde otel inşa etmesi istendiğinde mimar Hasan Sökmen'in ilk aklına gelen Topkapı Sarayı'nı otele uyarlamak olmuştu. Hem mimarisiyle dikkat çekecek hem de 45 dakikalık bozuk köy yolundan geçip otele varan turistte beton yığını yerine sarayda kalma mutluluğu yaratacaktı. Topkapı Palace ilk oldu. Şimdi Sökmen temalı otellerin mimarı olarak ün kazandı. "Uğur getirmez" deyip projenin ismini değiştiren Karadenizli yatırımcı bile çevrede yarattığı etkiye bakıp otele yeniden "Titanic" tabelasını koyuyor. Turizmde artık sadece temiz deniz, kum, güneş yeterli değil. Sektör fantezi arayışına girdi. Ekstrem sporlar, ilginç turlar, cazip promosyonlardan sonra şimdi gözde trend "temalı oteller." Temalı oteller bu özellikleriyle rakipleri arasından sıyrılıp kısa sürede hafızalara kazınıyor. Fotoğrafı internette dolaşıyor, broşürleri elden ele geziyor. Bu işten belki de en çok çocuklar memnun. Saray, karaya yerleşmiş dev bir gemi ya da uçakta tatil yapıyorlar. Temalarda Sökmen imzası var Turizm camiasında temalı otel denince akla gelen isim mimar Hasan Sökmen. Modernizmle nostaljiyi buluşturan Sökmen ilk olarak, 1999'da Topkapı Sarayı'nın siluetini lüks otele uyarladı. Titanik Otel'i, Artemis Tapınağı görünümündeki otel izledi. Kremlin Palace'ın iç dekorasyonunu üstlendi. Şimdi süpersonik Concorde uçağının silüetinden otel yapmakla meşgul. Hayran kadar, düşman edindi bu oteller sayesinde. "Mesleki olarak kendisinden hiçbir şey katmıyor. Onun yaptığı kopyacılık" şeklindeki eleştirilere hiç kızmadan, soğukkanlılıkla cevap veriyor: "Benim yaptıklarım bir imaj. Ticari açıdan başarıları, doluluk oranları ortada. Concorde Oteli'nin inşaatı sürüyor. Bölgede 13 ayrı otel inşaatı var, herkes bizimkini konuşuyor. Yatırımcı, temanın pazarlamadaki önemini gördü." Sarayı gören devlet yol yaptı Sökmen'in söylediklerine bakılırsa otelde tema, turist çekmek kadar bürokrasiyi aşmakta da yatırımcının yardımcısı. "Antalya"nın Aksu ilçesi Kundu bölgesinde bir otel yapmamı istediler. Burada hiç otel yoktu. Açılacak tesisin tanıtımı zor olacaktı. Tema olarak Topkapı Sarayı'nın kullanılmasını teklif ettim. Bu fikri çok benimsediler. Patronumla sarayı gezdik. Hangi bölümleri örnek alacağımızı araştırdık. Projeyi çizip inşaatı tamamladım. Otelin yolu bile yoktu. Turistler köy yolundan geçiyordu. 45 dakikalık köy yolundan sonra vardıkları noktada beton yığını yerine sarayla karşılaşmalarının yorgunluklarını unutturacağını düşünmüştüm. Yani altyapı yokluğu beni yaratıcı olmaya zorladı. Haklı çıktım. Bir gün önce İstanbul'da hayranlıkla izlediği sarayın modelini gören mutlu oluyordu. Yolu olmayan yere saray kurduğumuzu görünce devlet yeni yol yaptı." Titatnic gemisi uğursuzdur olamaz Mimar Hasan Sökmen'in Antalya Lara bölgesinde geçen yıl yaptığı Titanic Oteli'nin bir hikayesi var. Sökmen gülerek anlatıyor: "Otelin uluslararası alanda kolay hatırlanması için şeklinin bir gemiye benzemesini, adının Titanic olmasını talep ettim. Otelin sahipleri Karadenizliydi. 'Yahu bu gemi battı. Bize uğursuzluk getirir' dediler. Bu yönü aklıma bile gelmemişti. Şantiyeye koyduğumuz Titanic Otel tabelasını kaldırdık. Yerine Aygün Oteli yazdık. Ancak çevredekiler yol tarif ederken, eski Titanic Oteli inşaatı diye tarif etmeye başladı. İsim etkisini kısa sürede göstermişti. Yeniden isim değiştirdik. Tekrar Titanic Otel oldu. Şimdi otel rakiplerine oranla şekli ve adı yüzünden iyi iş yapıyor. Patronlar da memnun ben de." Concord ile uçamadım ama orada kalacağım Tema seçiminde otelin arazisinin yapısı, konumu da etkili. "Katamaran şeklindeki otelin arsasının sahile doğru daralan bir konumu vardı. Burada bir gemi gövdesi şeklinde bina yapalım dedim. Kabul ettiler. Katamaran şeklinde bir otel yaptım. Şimdi de Concorde siluetinden bina yapıyorum. Çünkü bu uçaklar artık uçmuyor. Onları hatırlatmak için bu oteli yaptım. 2005 yılında hizmete açılacak. Uçakla uçamadım ama otelinde kaldım diyebilmek için gelecek turist olacaktır. Ayrıca Kemer Çamyuva'da Poseidon adında gemi temalı bir otel ile, Kıbrıs'da Artemis Tapınağı gibi bir tesis yapıyorum. Onlar da yeni yılda açılacak." Otel mimarı 1950 Ankara doğumlu. Ankara Devlet Mimarlık Akademisi'nden 1975'te mezun oldu. Bir süre Türkiye'de çalıştıktan sonra Akdeniz ülkelerini dolaştı. Cezayir'de Turizm Bakanlığı'nda 5 yıl yabancı uzman mimar sıfatıyla çalıştı. 1985'te Türkiye'ye döndü. Ankara Hilton Oteli'nin yapımında çalıştı, daha sonra kendi şirketini kurdu. İlk turistik otel projesi Ankara Pegasus Oteli. Daha sonra Antalya Kaleiçi'nde Argus Oteli, Belek'te Sirene Oteli, Antibel ve Zeugma Oteli'ni yaptı. Topkapı Palace ilk temalı oteliydi. Dünyadaki temalı oteller Dünyadaki ilk temalı otel 1950'de Las Vegas'ın çölünde Walt Disney kurdu. Çevrede müşterilerin ilgisini çekecek doğal, tarihi güzellik olmadığı için mimarların tüm dikkati otelin içine yöneldi. Görsel unsurlar, şovlar ön plana çıkarıldı. Bu sayede Disney'in oteli kumar turizmine yönelik otellerin arasından sıyrılmayı başardı. Las Vegas'ta tema akımı hálá sürüyor. Luxor piramidi şeklindeki cam otel, New York gökdelenlerinin kopyaları, San Marco Meydanı'na benzeyen Venedik Oteli büyük ilgi görüyor. Şimdilerde Titanic biçiminde bir otel inşa ediliyor. Dünyadaki temalı oteller içinde kuşkusuz en popüleri Burj El Arab. [SIZE=1]Hürriyet - Cahit Akyol[/SIZE]

Yazan: ayasofyaÖncelikle haber için teşekkürler. Durumun geneline bakarsak içlerinde iyi tasarım arayınca bulabiliyoruz belki. Ama daha çok Hasan Sökmen'in binalarına baktığımızda BİRİ BANA ANLATSIN diyorum neleri mi? 1- Bir fikir olarak Topkapı'nın, Kremlin'in Valencia'nın ya da Concorde gibi bir uçağın, Titanic gibi bir geminin ya da uzay mekiğinin (o da yoldadır geliyor) RESMEN şekil ve hal ile kopyalanması NE GİBİ BİR MİMARİ DEĞER İÇERİR Ne gibi bir pazarlama dehasıdır. Nasıl bir satış şekli şemalidir. "Cahillik mutluluktur. Cahil turiste mutluluk satıyoruz" mudur. Peki bu ülkede doğru dürüst MİMARİ TASRIM YAPILMIYOR. Bu tür büyük büyük hatta çok büyük binaları yatırımları, devlet teşviği ve genelde devletin tahsis ettiği arazilerde yapılan bu tür yatırımları böyle BASİT TAKLİTLERLE doldurmak ne gibi bir tasarım gücüne ne gibi bir DAHİYANE fikre dayanır. 2- Bir uçağı, bir uzay gemisini, bir transatlantiği BİNALAŞTIRMAK ne gibi bir ZEKA ürünüdür. Bu bir mimari ÇÖZÜM MÜDÜR? Mimarlık bu mudur. Otel binası böyle garip hale mi gelmelidir. 3- Bunu yaptıranlara da sormak gerekir. Bir keresinde 5. yıldızlı bir otelde rezervasyın yapmak istedik. Bir misafirimiz için. Ve belli ki kültür turzimi değil deniz güneş kum tatili istedi. Peki. Bir çok truzim tesisi konaklama satış ofisini aradık. WOW Otelleri'ndeki çok iyi satış yaptığını zannedip kendine güvenen hızlı konuşan memure, parayı pulu şartları filan konuşurken, Bodruymdaki otelini tercih ettiğimi söyledim. Otel gibi bir otel o tesis. Neyse ne işle meşgulsünüz dedi. Ben de mimarım demek gafletinde bulundum. Kurulmuş yay gibi bir mimarın Topkapı Palası görmesi gerekitğini yok efendim kremlini filan konuştu durdu. Öyle bir azarlamışım ki. Asıl tam tersi görmemem kendimi zehirlememem gerekir dedim. Kadına anlattım. Vazgeçti önersinden ama madem bana istemediğim leyleri anlattın ben de sana anlatacağım dedim. Ancak belli ki satış ofisinde bu tür ŞİŞİRMELERİN yapılması isteniyor. Daha yeni iddialı olduğumuz bir yarışlma projesinden elimiz boş çıktık. Maketi çalışmasıbilgisayarı yazılımı donanımı ciddi maddi zarardayız. Manevi zararı tarif bile edemem. Ama projemiz projeydi. Üzerinde düşünülmüş bir mimari projeydi. Ne jüri ne de başka biri bunu yadsıyamaz. Peki bu yukarıdaki kötü örnekler ne oluyor Mimari mi? harcanan oluk oluk milyon dolarları, truistlerden gelen parayı, malzemenin işçiliğin çok iyi olduğu, iç detayların iyi çözüldüğü safsatalarını bıraksınlar da bu tür binaların mimari olup olmadığını BİRİ BANA ANLATSIN.

Yazan: Emine MerdimLara ve Kundu Bölgesi'ne detaylı bir bakış:

Lara ve Kundu’nun Gerçeküstü Dünyası

Yazan: Emine MerdimKültür ve Turizm Bakanlığı Topkapı Palace Oteli ile ilgili taklit davası açmaya hazırlanıyor.

Zaman gazetesindeki haber: http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=14592

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Osmanlı mirasının en önemli eserlerinden Topkapı Sarayı'nı hem mimari açıdan hem de isim olarak taklit eden Topkapı Palace Oteli'ni dava etmek için girişimlere başladı.

Zaman'ın haberinin ardından harekete geçen Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği'nden resmi yazıyla konuyla ilgili bilgi ve belgeleri istedi. Valilik de bakanlığın talebini Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü'ne iletti. Gerekli belgelerin Ankara'ya ulaşmasının ardından bakanlık, sarayın mimarisini ve isim hakkını taklit ederek 1997 yılında Antalya'da kurulan 'Topkapı Palace'a dava açacak. Mahkeme sürecinin önümüzdeki günlerde başlayacağı ve MNG Holding'e ait otelden, bugüne kadar Topkapı Sarayı'nın ismini kullandığı için yüz binlerce dolarlık tazminat talep edileceği belirtiliyor. Daha önce Topkapı Palace yönetimine 'tasarım ve marka tecavüzü yapıyorsunuz' diyerek ihtarname çeken avukat Bülent Gökçen, sürecin artık devletin inisiyatifinde yürüyeceğini söylüyor. İstanbul Topkapı Sarayı'nı Sevenler Derneği'nin 2. başkanlığını da yürüten Gökçen, "Söz konusu otel tarihî sarayın ismini ve mimarisini kullanarak yüz binlerce dolar kazanıyor. Fakat marka parası olarak tek kuruş ödemiyor. Biz konunun takipçisi olacağız." diyor.

'Topkapı Sarayı' markasını tescilli bir marka olarak kullanmak hukuken mümkün değil. Antalya'da bulunan Topkapı Palace Oteli'nin avukatı Ayhan Yılmaz ise ihtarname çeken Topkapı Sarayı'nı Sevenler Derneği'ni muhatap olarak kabul etmeyeceklerini söylemişti.

Yazan: Mehmet TunçerLara'nın Korunması Gerekli Doğal Değerleri :

Bu kesimde yapılaşmalarda hassas davranılması gerektiğini vurgulamak isterim!
Lara Kıyı Bandı Plaj Kesimi”; Antalya kent merkezine 14 km uzaklıkta, önemli bir doğal oluşumdur. Kumsal 6. km'de Kopak Çayı ile kesilir. 3 km. doğu'da Kundu (Acısu) Çayı denize dökülür. Lara Plajı, doğuya doğru göz alabildiğine uzanan kumsalların başlangıcıdır. Lara'dan başlayarak Kundu'dan doğuda Kumköy, Belek, Boğazak, Niğid, Side, Sorgun, Boğaz ve Kızılot Kıyıları 1980 sonrasında yoğun bir yapılaşmaya sahne olmuş ve kumsallar otel, motel, tatil köyleri ile dolmuştur.
Lara kumulları yer yer 10 m.'ye ulaşan kum tepecikleri ve bunların üzerinde denizden gelen rüzgarların etkisiyle şekillenen kızılçam ve fıstık çamı ağaçları ile kaplıdır. Kumul üzerinde soğansı ve otsu bitkiler de yetişmektedir. Bu bitkilerin en önemlilerinden biri "Kum Zambağı" dır. Lara Plajı, flora ve faunası ile özel bir önem taşımaktadır. Lara kumulları termoterapi amacıyla özellikle romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılmaya son derece uygun özelliklere sahiptir. İlkçağ Kentlerinden Magydos, Lara'da falezin başladığı ve batıya doğru uzandığı başladığı yerde kurulmuştur. Bu kentin kıyıda yer yer görülebilen kalıntıları son 15-20 yıl içerisinde bütünü ile yok edilmiştir.
Çok eski yıllardan beri Lara'nın sıcak ince kumlarının kimi romatizmal hastalıklar ve ağrılar üzerinde iyileştirici etkisi olduğuna inanılmaktadır.
".........Lara'da "kuma gömülmek" geleneksel ve yaygın bir sağaltım (tedavi) yöntemidir. Bunun için sabahleyin kum üzerine bir insanın yatabileceği büyüklükte bir çukur açılır. Öğleye doğru kumlar iyice ısınınca hasta çukura yatar ve üzeri kumlarla örtülür. Hasta burada sıcağa dayanabildiği sürece örneğin yarım saat, bir saat kalır. Bu işlem bir ya da iki hafta boyunca uygulanır.
Pek çok hasta bu yöntemle iyileştiğine inanmakta; gerek Antalya'dan gerekse başka uzak kentlerden binlerce insan ağrılarına şifa bulmak umuduyla Lara'ya kuma gömülmeye gelmektedir. Çoğunluğunu da dar gelirlilerin oluşturduğu bu hastalar aileleri ile birlikte kumul ormanı içerisine kurdukları çadırlarda ya da ağaçların gölgesine geldikleri otomobillerde gecelemekte, gündüzleri yaşlılar kuma gömülürken gençler de denizden yararlanmaya çalışmaktadır. Ancak orman içerisinde elektrik, su, tuvalet gibi en doğal geneksinimleri sağlayacak bir altyapı bulunmadığı ve hiçbir denetim ve hizmet sağlanmadığı için buralarda çok ilkel bir görüntü ortaya çıkmakta, insan sağlığı ve doğal çevre tehdit altında bulunmaktadır........" (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).
Konu bilimsel yöntemlerle ele alınıp uygun bir altyapı ve uzmanlar denetiminde tedavi olanakları sağlanabilirse ve gerekli tanıtım yapılabilirse Lara Kumulları sağlık turizmi açısından da önemli gelişmeler gösterebilir.
Lara kumulları ve arkasındaki ova çok zengin bir yeraltı ve yerüstü su potansiyeline sahiptir. Kopak ve Kundu (Acısu) Çayları, Lara'nın zengin su potansiyelini oluştururlar. Bu çaylar üzerinde oluşmuş küçük göller, sazlıklar, nilüferler ve türlü su bitkileri ile korunması gereklidir. Bu çayların suları son yıllarda ovada başlıyan yapılaşma ve tarımda aşırı ilaç kullanımı nedeniyle kirlenmeye ve balıklar azalmaya başlamıştır.
Lara kıyıları, dev deniz kaplumbağalarının (Caretta Caretta) yumurtlama alanlarından birisidir. Bu kaplumbağaların soyunu tehdit eden tehlike, deniz kıyısındaki kumsalın insan eliyle alt üst edilmesidir. Lara'da turistik tesis bulunmayan boş kumsallardaki yumurtaları yok etme işini kum hırsızları yapmaktadır.Lara kıyıları, dev deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanlarından birisidir. "Caretta Caretta" adıyla bilinen ve Akdeniz'de soyu tükenmekte olan bu hayvanlar son yıllarda Avrupa kamuoyunun büyük ilgisini çekmekte, korunmaları için çabalar harcanmaktadır.
Lara Kumulları'nın ilk 5-6 kilometresi üzerinde kızılçam ve fıstık çamı ormanları yer alır. Bu da kumul ve orman arasındaki bir doğal savaştır. Kumulun deniz tarafında, ilk saflardaki ağaçlar bu savaşın tarihsel izlerini karakterinde yansıtır.

Bu konuda kapsamlı bir araştırma için www.yapiworld.com sitesindeki "Dünya Cenneti Antalya'yı Korumak" yazıma bakınız.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Turizm, Yeni Gelişme Alanları